Erkeklerde Kısırlık Neden Olur?

Çocuk sahibi olamayan çiftlerde, erkeklerde kısırlık sık görülen bir sorundur. Çeşitli etkenlere bağlı olarak gelişen bu sağlık sorununda çiftler ayrı ayrı test edilir ve buna bağlı olarak kısırlığın olup olmadığı test edilir. Erkeklerde kısırlık görülme oranları oldukça fazladır ve çocuğu olmayan çiftlerde erkeklerde kısırlık nedeniyle sorunun yaşanma oranı yüzde 50 olarak belirlenmiştir. Bu bakımdan erkeklerde kısırlık uzun yıllardan beri yapılan çalışmalar ile birlikte artık daha kolay çözülebilen ve tespit edilebilen bir rahatsızlıktır.

Erkeklerde Kısırlık Neden Olur?

Kısırlık problemi yaşayan bir kişinin bu sorunu doğuştan itibaren yaşaması söz konusu olsa da genellikle kısırlık dış etkenler nedeniyle olur. Üreme fonksiyonlarına zarar verebilecek durumdaki her türlü dış etken, kişilerin kısırlık yaşamasına yol açabilecek potansiyel bir tehlikedir.

Kısırlığa neden olan etkenlerin ilk başında ise sigara gelir. Sigara kişilerin sağlığını çok ciddi şekilde etkilediği gibi kısırlık üzerinde de doğrudan bir etki yapar. Bu nedenle baba olmayı isteyen erkeklerin sigaradan uzak durması önerilir. Sigara gibi benzer bir etki alkol nedeniyle yaşanır. Alkol tüketen kişilerin de yine kısır olabilme ihtimali vardır.

Erkeklerin elinde olmadan kısır olabilmesine neden olabilecek etkenler de vardır. Bunlar arasında çalışma koşulları yer alır. Sürekli sıcak bir ortamda durmak zorunda kalan kişiler için kısırlık yaşanabilir. Benzer şekilde sürekli oturmak zorunda kalan kişilerde de kısırlığın oluştuğu görülmektedir. Bunların dışında diğer etkenler ise şöyledir;

  • Varikosel hastalığı
  • Genetik problemler
  • Ateşli hastalıklar
  • Enfeksiyon
  • Boşalma problemleri
  • Sperm kalitesinin, sayısının ve hareketliliğin çok düşük olması

Kısırlık Erkek Ve Kadınlar Üzerinde Farklı Etki Yaratır Mı?

Çiftler için en büyük problemlerden birisi kısırlık. Çocuk sahibi olmadığı için merkezlere başvuru yan kişilerin incelemeler sonrasında genelde kısır olduğu ve buna bağlı olarak sorun yaşadığı ortaya çıkarılır. Kısırlık ile ilgili en önemli detaylardan birisi ise erkek ve kadınların bu duruma farklı tepki göstermesi ve sorunu çok farklı duygularla yaşamasıdır. Kısır olan bir kişinin genel tepkisi, ilişki içerisinde kendini suçlu ve kusurlu görmesidir.

Kadınlarda Kısırlık Tepkileri

Kısır olduğunu öğrenen bir kadının tepkileri çok daha açıktır. Genelde yoğun bir şekilde stres yaşanırken, kadınlar bu dönemlerde içine kapanmaktan ziyade sorunu paylaşmayı tercih eder. Ayrıca kadınların kısırlıklarıyla ilgili en önemli detay, kadınların bu durumu kabul etmesi ve tedaviye açık olmasıdır.

Erkeklerde Kısırlık Tepkileri

Kısır olan bir erkeğin tepkisi ise kadına göre çok farklıdır. Genelde çevreden uzaklaşma, durumu inkar etme, tedaviye kapalı olma en sık görülen tepkilerdir. Fakat genel olarak kısırlık problemi yaşandığında çiftlerin bu süreci birlikte atlattığı görülür. Erkeklerde inkar dönemi sonrasında uysal bir süreç başlar ve uygun bir tedavi ile birlikte sorun ortadan kaldırılabilir.

Çiftlerin kısırlık sorunu yaşaması halinde iyi bir merkezden destek alması gerekir. İyi bir tedavi ve çiftlerin tedaviye açık durumda olması, mevcut sorunların daha kolay bir şekilde ortadan kaldırılmasını sağlar. Ayrıca başarılı bir operasyon ile birlikte çiftlerin çocuk sahibi olabilmesi de söz konusu olur.

 

Kanser Tedavisi Gören Erkeklerin Çocuk Sahibi Olmaları Mümkün Müdür?

Kanser tedavisi gören erkeklerin çocuk sahibi olmaları adına mutlaka uzman desteği alması gerekir. Özellikle kanser tedavisi başlamadan önce uygulanacak yöntemler ile birlikte ilerleyen dönemlerde çocuk sahibi olabilmesi mümkün olabilir.

Sperm Saklama

Tüp bebek yöntemlerinde spermler ile yumurtalıkların bir araya getirilmesi hamilelik için yeterli olabildiği gibi kanser tedavisi öncesinde sperm örneği vererek saklama yöntemi tercih eden erkekler, kanser tedavisi ya da daha farklı sağlık sorunları yaşasa dahi baba olma şansına sahip olur. Bu bakımdan uzmandan alınacak destekler ile birlikte kişiler bu konudaki sorunları ortadan kaldırabilir.

Sperm saklamanın yanı sıra kanser tedavisi sonrasında doğal yollarla da çocuk sahibi olmak mümkündür. Fakat bu durumda ihtimaller çok düşüktür ve genelde tüm denemeler olumsuzlukla sonuçlanır. Özellikle ağır geçirilen bir rahatsızlık, kişilerin üreme fonksiyonlarına doğrudan etki yapacağından dolayı kişilerin bu tür durumlarda risk almaması ve saklama yöntemini tercih etmesi gerekir.

Kanser Tedavisi Sonrasında Hamilelik İçin İdeal Süre Ne?

Kanser tedavisi olan bir kişi için doktor kontrolü çok önemlidir. Yapılacak kontroller sonrasında uzman tarafından gerekli bilgi sağlanacaktır. Fakat genelde 1-2 yıllık bir bekleme süresi öngörülür.

Kanser baba olmaya engel olmadığı gibi uzmanlardan alınacak destekler ve uygun tedavi yöntemleri ile birlikte kişi hem yaşamına devam edebilir hem de baba olma sevinci yaşayabilir.

Aşırı Şişmanlık Sperm Kalitesini Etkiler mi?

Sperm kalitesini etkileyebilecek aşırı şişmanlık, vücuttaki sistemlerin doğru bir şekilde çalışmamasıyla da ilgilidir. Şişmanlayan ve aşırı kilosu bulunan kişilerde çeşitli sağlık problemleri yaşanabilir. Bu sağlık problemleri ise doğurganlığı etkileyeceği gibi spermlerin de sağlıklı olmasını önleyebilir.

Kısırlık genel olarak tanımlanan bir rahatsızlık olsa da sebepleri tam olarak belli değildir. Çocuk sahibi olamayan çiftlere yönelik yapılan incelemelerde yüzde 20’lik bir oranda sorun tespit edilemez. Bu tür durumlarda ise kilo gibi çeşitli etkenler ön plana alınarak inceleme gerçekleştirilir. Yapılan incelemelerde, kilolu çiftlerin çocuk sahibi olma noktasında çeşitli sorunlar yaşadığı ortaya çıkarılmıştır. Bu nedenle de kilo olan erkeklerin kısırlık sorunu yaşayabileceği söylenebilir. Üstelik kısırlık tam olarak yaşanmasa da sperm kalitesinde ciddi sorunlar yaşanabileceği için çiftlerin çocuk sahibi olması daha da zorlaşır.

Erkeklerde Şişmanlık Ve Sperm Kalitesi

Şişmanlığın erkeklerde sperm kalitesini etkilediği yapılan araştırmalar ile birlikte ortaya çıkarılmıştır. Son araştırmalara göre kilolu erkeklerden alınan örneklerde ideal durumuna göre spermlerin daha az hareketli durumda olduğu görülmektedir. Resmi sonuçlara göre şişman bireylerden alınan örneklerde sperm sayısı yüzde 21 oranında daha azdır. Aynı zamanda sperm yoğunluğunda da yüzde 23 oranında bir düşüş görülmektedir. Tüm bu oranlar ise çiftlerin hamilelik aşamasına geçmesinde büyük bir engeldir. Şişmanlık nedeniyle kısırlık problemi yaşayan çiftlerin sağlıklı bir yaşama başlaması ve kilolarından kurtulması da yine uygun bir çözüm sunabilir.

Tüp Bebek Tedavisi Fiyatları Nasıl Belirlenir?

Tüp bebek fiyatları, özellikle bu tedaviyi almak isteyen çiftleri zorlasa da tedavideki masrafların yüksek olması, tüp bebek tedavisi fiyatları için de yükseltici bir etki yapmaktadır. Her yıl, belli oranlarda artışın yaşandığı tedavide, çiftlerin yüksek ücretler karşılaması gerekir. Bu durumun en önemli nedeni ise tedavi boyunca farklı testler, operasyonlar uygulanır. Aynı zamanda tüp bebek tedavisinin en önemli bölümü yumurta ve spermlerin laboratuvar ortamında bir araya getirmesidir. Bu bakımdan tedavinin büyük bir bölümü laboratuvarda geçmektedir. Tüm bu işlemler, ek bir maliyet getirdiği gibi tüp bebek fiyatları da bu nedenle artmaktadır.

Tüp Bebek Tedavisi Fiyatları Ne Kadar?

Tüp bebek tedavisi fiyatları için net bir rakamdan söz edilemez. Operasyonu uygulayan farklı merkezler olduğu gibi her merkez için fiyat farklıdır. Bu nedenle çiftler uygun bir hizmet almak istemesi halinde merkezlerden fiyat almalıdır. Her yıl için ortalama yüzde 10 oranlarında artışın yaşandığı fiyatlarda, bazı merkezlerde kampanyalar, özel indirimler uygulanabilmektedir. Bu tip cazip fırsatlar, ekonomik bir şekilde bebek tedavisinin alınmasını sağlar.

Fiyatlarda dikkat edilmesi gereken en önemli detaylardan bir tanesi, programın neleri kapsadığıdır. İki merkez arasında fiyat açısından büyük farklar olabildiği gibi bu farkların nedeni farklı hizmetlerin eksikliği olabilir. Bu nedenle uygun bir fiyat üzerinden hizmet almaya çalışan kişilerin mağduriyet yaşamaması adına tedavi kapsamında nelerin olduğunu net bir şekilde öğrenmesi gerekir.

Tüp Bebek Tedavisinde Kullanılan İlaçlar Neler?

Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar, operasyonların en önemli bölümlerinde kullanılması gereken ilaçlardır. Tüp bebekte kullanılan ilaçlar standart olmadığı gibi her hasta için ayrı ve farklı ilaçlar belirlenmektedir. Fakat genel itibari ile tüp bebek tedavilerinde, farklı semptomlara göre verilen ilaçlar bellidir.Çocuk sahibi olamayan çiftler için şu andaki en güvenilir alternatif tüp bebektir. Labaratuvar ortamında yapılan işlemler ile birlikte çiftlerin çocuk sahibi olma şansı arttırılırken, bu aşamada çeşitli ilaçlar ve farklı tedaviler sürdürülebilmektedir. 

Tüp Bebek İlaç Fiyatları

Tüp bebek tedavisi alan çiftleri zorlayan en önemli detay, tüp bebek ilaç fiyatları olmaktadır. Pek çok ilaçta SGK desteği alınamadığından dolayı çiftler tedavi öncesinde tüp bebek ilaç fiyatları için bilgi almaya çalışmaktadır. Tüp bebek tedavisinde genel olarak kullanılan ilaçlar şöyledir;

Klomifen

Folikül gelişimini destekleyen ilaç, özel bir kullanıma sahiptir ve kadınların adet dönemlerine göre belirli günlerde kullanılmaktadır.

Human Menapozal Gonadotropinler (HMG)

FSH ve LH hormonlarını içeren bu ilaçtaki temel hedef, yumurtalıkların uyarılması ve daha canlı, uygun yumurtalıkların elde edilmesidir. Genel tedavi kapsamında çoğu hasta için önerilir. Bu ilaç ile benzer etkilere sahip olan Uriner FSH ve Rekombinant FSH de yine hastalara verilmektedir.

Gonadotropin Relasing Hormon Agonistleri (GnRHa)

LH salınımını arttıran özel ilaç, daha kaliteli yumurtalık elde edilmesi adına destek sağlar. Salınımı düzenleyen ilaç, aynı zamanda destekleyici özelliğe sahiptir.

Progesteron

Tedavinin ilerleyen dönemlerinde en çok tercih edilen ilaçlardan birisi olan progesteron, embriyonun rahme tutunmasını sağlar. Tüp bebek tedavisindeki başarı oranını doğrudan etkileyen ilaç, en çok kullanılan ilaçlardan birisidir.

Bu ilaçların yanı sıra tedavi boyunca tercih edilen diğer ilaçlar şöyledir; Tetra 500 Kapsül, Prednol 16 mg Tablet, Folikasit (Folbiol veya Centrum), Parlodel SRO Kapsül.

Tüp Bebek Tedavisinde Yaş Sınırı Var mı?

Çocuk sahibi olamayan çiftler, tüp bebek tedavisine dair çok farklı sorulara sahiptir. Tedavinin nasıl yapıldığından tüp bebek kaç yaşına kadar yapılır gibi değişik ve farklı sorular, çiftler için kafa karıştırıcı olduğundan dolayı mutlaka uzmanlar tarafından yanıtlanmalıdır.

Tüp bebek tedavisinde yaş sınırı olmamakla birlikte tedavide başarı, yaşla orantılı olarak düşmektedir. Bu nedenle sürekli denenen bir tedavide yaşın ilerlemesi ile birlikte iyi sonuçların alınması pek mümkün değildir. Türkiye’de yapılan uygulamalarda 45 yaşına kadar tüp bebek desteği sağlanabiliyor. Fakat 38 yaş ve üzerindeki kadınlarda farklı uygulamalar ve testlerin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Normal yollarla 45 yaş üzerindeki kadınların doğurganlığı azaldığından dolayı tüp bebek ile çocuk sahibi olunması aşamasında da bu durum oldukça zorlaşıyor ve genelde 45 yaş üstü kadın ya da erkekler için bu tip operasyonlar önerilmiyor.

Tüp Bebek Tedavisinde Yaş Tedaviyi Etkiler Mi?

Yaşlı çiftlerdeki başarı oranı, genç çiftlere göre çok daha düşüktür. Tüp bebek tedavisinde yaş, başarı oranına doğrudan etki eden bir faktör olduğundan dolayı olabildiğince erken yaşlarda tedavinin alınması gerekir. Sağlıklı ve uygun sperm ya da yumurtalıkların elde edilebilmesi tedavinin başarı oranını arttıracağından dolayı tedaviyi alan çiftlerin de uygun yaşta ve durumda olması gerekmektedir. Tüp bebek tedavisinde yaş sınırı noktasında istisnalar da olabileceği gibi uzmanlar tarafından yapılacak değerlendirmeler sonrasında bu konuda kesin kararın verilmesi uygun olacaktır.

Tüp Bebek Tedavisi İçin Kullanılan Yeni Yöntemler

Tüp bebek tedavisi alan çiftler için başarı oranını arttırabilmek adına yeni yöntemler tercih edilebilir. Tüp bebek tedavisinde kullanılan yeni yöntemler, farklı yollarla başarı oranını arttırmaktadır. Bu bakımdan tüp bebekte başarı şansı daha fazla olduğu için tedavinin başarılı sonuçlanması da mümkün olur.

Tüp bebekte en önemli detay embriyodur. Tüp bebekte embriyo kalitesi ne kadar yüksek olursa, başarı şansı da o kadar artacağından dolayı anne ve babadan alınacak spermlerle yumurtaların sağlıklı olması ve birleşme ile birlikte iyi embriyolara sahip olunması gerekir. Bu aşamanın ardından tedavinin daha iyi bir şekilde sonuçlanması ve kadının hamile kalma ihtimali artacaktır. Tüp bebekte başarı şansı tek bir etkene bağlı olmadığından dolayı yeni yöntemler ile birlikte daha iyi bir tedavinin sunulması hedeflenmektedir.

Tüp Bebek Tedavisi İçin Kullanılan Yöntemler

Yardımcı Yuvalanma

Bu teknikte, embriyonun rahme doğru bir şekilde tutunması hedeflenir ve buna yönelik bir destek sağlanır. Özellikle embriyo seçiminde yumurtalıkların doğru yere yerleştirilmesi ile birlikte tedavi noktalanır.  

Endometriyal Ko- Kültür

Rahimden alınan bir parça, hücre kültürü olarak kullanılır ve döllenme aşamasında bu kültür kullanılır.

Embriyo Yapıştırma

Embriyo glue adı verilen özel ürün ile birlikte embriyoya müdahale edilir ve tutunmanın daha fazla olması sağlanır.

Blastokist Kültürü

Embriyo canlılığının arttırılabilmesi adına sağlanan bu destekte, daha yüksek gebelik oranlarına ulaşılması mümkün olur.

Tüp Bebek Tedavisi İçin Gebelik Hesaplama

Tüp bebek tedavisi alan ve hamile kalan kadınlar için gebelik hesaplama yapılabilir. Tüp bebekte hasağlanmalıdır. Yapılacak bu milelik belirtileri başladığı andan itibaren mutlaka uzman bir doktora gidilerek kontrol kontroller sonrasında hamileliğin başladığı görülürse, tüp bebek gebelik takibi de başlatılmış olacaktır.

Tüp bebek tedavisi ile hamile kalan kadınların, normal yollarla hamile kalan kadınlara göre durumu farklı değildir. Dış gebelik gibi durumlara karşın önlem alınması ile birlikte tüp bebek gebelik takibi aynı şekilde sürdürülebilir. Kadınların bu aşamada en çok merak ettiği durumların başında ise hamileliğin ne zaman başladığı ve mevcut gün itibari ile hamileliğin kaçıncı gününde olduğudur.

Tüp Bebek Tedavisinde Gebelik Hesaplama Nasıl Yapılır?

Tüp bebek tedavisi ile hamile kalan bir kadın için gebelik hesaplamada 2 haftalık süre fazladan eklenir. Bunun sebebi ise rahme yerleştirme operasyonu öncesinde yumurtalıkların gelişmeye başlamış olmasıdır. Aynı zamanda net gün embriyo transferi yapıldığı gündür. Bugün üzerine eklenen 2 haftalık süre ile birlikte kişiler yaklaşık olarak gebelik gününü öğrenebilir. Bu durum kesinlik taşımadığı gibi doğruluk oranı, normal hamileliklerde olduğu gibidir. Fakat hamilelik takibi adına net gün olmasa da hafta ve dönem olarak bu hesaplama yöntemi uygun sonuçlar vermektedir. Bu bakımdan kişiler herhangi bir çekinde yaşamadan bu hesaplamaya göre gebelik takibini yapabilir. Gerekli görüldüğü takdirde kadın doğum uzmanından da destek alınabilir.

Gebelikte Tiroid Bozukluğu

Kadınların gebelik süreçlerinde tiroid bozukluğu gibi durumlar saptanabilmektedir. Bu tiroid bozuklukları gebelikten önce olabileceği gibi gebelik esnasında da gelişebilmekte ve metabolizma sistemine zarar verebilmektedir. Tiroid hastalığının belirtileri, gebelikte yaşanan sorunlar ile bir hayli benzediği için ayırt edilmesi de oldukça zordur. Bu noktada ise gebelik süreci boyunca tiroid hormon seviyelerinin takibi sürdürülerek hem annenin hemde bebeğin sağlığı kontrol altında tutulmalıdır. Tiroid bezi, Triodotironin ve Tiroksin olarak iki farklı adet hormon üretilmektedir. Bu hormonlar ise vücuttaki metabolizma hızını belirlemektedir.

Kadınlardaki gebelik sürecinin sağlığı için ise tiroid hormon seviyelerinin uygun seviyelerde olması gerekmektedir. Tiroid bozuklukları, halsizlik, iştahsızlık, çarpıntı ve kusma gibi durumlar ile kendisini belli etmektedir. Bu durumlarda ise hem anne hemde bebek sağlığı için hormon seviyesinin takibi önemli bir rol oynamaktadır. Hormon testleri için ise TSH, T3 ve T4 hormonlarının kan analizlerine bakılmaktadır. Anne karnında yer alan bebeğin tiroid hormon seviyesi ilk üç aylık evrede anneye bağlı olarak gelişmektedir. Annenin hormon seviyeleri bebeğin sağlığına ve beyin fonksiyon gelişimine önemli bir katkı sağlamaktadır.

Gebelikte Tiroid Bozukluğu Riski Taşıyanlar

  • Tip 1 Diyabet hastaları
  • Kısırlık tedavisi görmüş kadınlar
  • Kansızlık, kanda sodyum oranı düşük olan, yüksek kolestrollü kadınlar
  • Geçmişte Tiroid ameliyatı geçirenler
  • Aile fertlerinde Tiroid hastalığı olanlar
  • Geçmişte ölü doğum ve düşük yapmış kadınlar
  • Boyun ve baş bölgesinden daha önce ışın tedavisi almış kadınlar