Preimplantasyon Genetik taramanın tüp bebekte başarı oranı nedir?

Preimplantasyon Genetik Tarama ile gebelik başarı oranınızı artırabilirsiniz.Preimplantasyon Genetik taramanın tüp bebekte başarı oranı çiftler tarafından oldukça çok merak edilmektedir.

Preimplantasyon Genetik taramanın tüp bebekte başarı oranı nedir?

PGS yani Preimplantasyon Genetik Tarama , embriyoda herhangi bir anomalinin ya da kromozomal sorunların tespit edilebilmesi için tercih edilen başlıca yöntemlerin başında gelmektedir. Kromozomların sayısının normalinden az ya da daha çok olması durumlarında ortaya çıkan anomalilerin tespit edilmesi ve kromozomlardaki problemlerin incelenmesi açısından oldukça önemli olan bu yöntem , doğal yollarla çocuk sahibi olamayan çiftler için de bir umut olabilmektedir. Daha çok yaşı ilerlemiş kadınlarda rastlanan kromozomal anomalilikler , PGS yöntemi ile embriyolar rahme transferi öncesinde kromozomların incelenmesi sonucu tespit edilir ve risk açısından araştırması yapılır. Bu noktada eğer embriyoda kromozomal bozukluk veya anomali tespit edilirse sağlıklı embriyoların kullanılması açısından oldukça kullanışlı bir yöntemdir.

Tüp bebek tedavisine yönelen çiftler bu tedaviden bir sonuç alamıyor ve tedavi ile elde edilen embriyolar anne rahmine tutunamıyor ise tüp bebek tedavisinde meydana gelen başarısızlıklar bir durumun habercisi olabildiğinden bu noktada genetik tarama oldukça önemli bir hal almaktadır. Daha çok kistik fibrozis , talesemi , döngeli yapısal translokasyon riski taşıyan çiftler için uygulanan Preimplantasyon Genetik Tarama , sorunun tespiti ve tedavinin gerçekleşmesi açısından çiftlerin çocuk hayalini gerçekleştirebilir. PGS yöntemi , embriyo oluşturulmasının ardından laboratuar ortamında 8-10 hücreye ulaşılmasının ardından takip edilerek kromozomolara gerekli analiz yapılması gerekmektedir. Söz konusu analiz özellikle , düşük ve canlı doğumlarda görülen kromozomal bozuklukların en çok görüldüğü 13, 16 , 18 , 21 , 22 , X , Y kromozomlarında uygulanmalıdır. Süreç kromozomların izlenmesi ve bozukluk olmayan embriyoların anne adayının rahmine transfer edilmesi ile işler. Bu sayede gebelikte başarı oranı artış gösterir.

Çiftlerin ikisinde de sorun görünmüyorsa nasıl bir tüp bebek yöntemi uygulanır?

Herhangi bir sorun olmaksızın gebelik elde edemeyen çiftler tüp bebek tedavisine başvurabilir.Çiftlerin ikisinde de sorun görünmüyorsa nasıl bir tüp bebek yöntemi uygulanır?

Çiftlerin ikisinde de sorun görünmüyorsa nasıl bir tüp bebek yöntemi uygulanır?

Çocuk hayali olan çiftlerin doğal yollarla gebelik sağlayamaması sonucunda tercih edilen en yaygın yardımcı gebelik yöntemi tüp bebek tedavisi olarak karşımıza çıkar. Çiftler özellikle doğal yollardan gebeliğin neden elde edilemediği sorusunun çözümü olarak başvurduğu tüp bebek tedavi yönteminde sorunun tespit edilip tedavinin gerçekleştirilmesi ve sağlıklı gebeliğin elde edilmesi amaçlanır. Sorun kadın veya erkekte olabildiği gibi bütün faktörlerin incelenmesinden sonra herhangi bir sorun tespit edilemeyen çiftler ise tüm çiftlerin %20′ sini oluşturuyor. Yani her 10 çiftden 1 ya da 2 si bir sorun olmamasına karşın gerçekleşmeyen gebelik nedeni ile doktora başvuruyorlar. Herhangi bir sorunun tespit edilemediği çiftlerde öncelikle bu konuda uzman bir ekip ile çocuk sahibi olmak isteyen çiftler sonucunda gerçekleştirilecek görüşme ile en doğru tedavi yönteminin belirlenmesi amaçlanır. Tedaviler ucuz ve kolay yöntemlerden başlanılarak pahalı ve zor yöntemlere doğru bir süreçle kararlaştırılır. Bu noktada en önemli unsurlardan bir tanesi de çiftin evlilik süresidir. Çiftlerin evlilik süresinin kısa olduğu ve spermlerin kaliteli olduğu durumlarda eğer anne adayının yaşı küçük ise öncelikle aşılama yöntemine başvurulması gerekir. Ancak sırası ile denenen bu yöntemlerin tekrar edilen denemeler sonucunda herhangi bir başarı elde edilememesi durumunda ise bu yöntemleri tekrar denemeye gerek görülmez. Başarısız olunan tedavi yönteminin ardından bir diğer tedavi yöntemine geçilmesi gerekir. Eğer aşılama yöntemi çiftlerde başarı sağlamıyorsa tedavinin üzerinden belirli bir sürenin geçmesinin ardından tüp bebek tedavi yöntemi tercih edilebilir. Özellikle nedeni tam olarak açıklanamayan kısırlık sorunlarında çeşitli tedavi yöntemleri tercih edilir. Bu yöntemler sırası ile uygulanarak gebelik tedavisinde başarı amaçlanabilir. Ancak söz konusu tedavilerin de başarısız sonuçlanmasının ardından en son tercih tüp bebek yöntemi olarak karşımıza çıkar.

Tüp bebek yönteminde neden daha sık çoğul gebeliğe rastlanır?

Tüp bebek tedavisinde çoğul gebelik riskinin neden daha sık olarak görüldüğünü sizler için araştırdık.

Tüp bebek yönteminde neden daha sık çoğul gebeliğe rastlanır?

Doğal yollarla çocuk sahibi olamayan anne ve baba adayları için tüp bebek tedavisi her yıl binlerce çifte umut ışığı olmaktadır. Tüp bebek tedavisinde çoğul gebelik riski normal gebeliğe göre daha fazla olmaktadır. Bu durum transfer embriyonun sayısından kaynaklanmaktadır. Çoğul gebelikte doğal yollardan gebe kalmaya göre daha fazla olan tüp bebek tedavisinde tedavinin sonucunda %30 oranında çoğul gebelik durumu görülmektedir. Aslında uzun yıllar çocuk hasreti çeken çiftler için çoğul gebelik durumu oldukça sevindirici gelse de bu durumun riskleri mevcuttur. Anne adayının hamilelik sürecinde ve doğum aşamasında risklerin yaşanabileceği bir durum olan çoğul gebelik durumunun önlenmesi için tüp bebek aşamalarında embriyo transferi sayısına yasal olarak belirli düzenlemeler getirilmiştir. Yasal sınıra göre 35 yaşından küçük olan anne adayının ilk tüp bebek denemesinde yalnızca bir embriyo transferi gerçekleştirilebilmektedir. Düzenleme ile çoğul gebelik riski kontrol altına alınmaya çalışılmıştır.

Çoğul gebelikte meydana gelecek olan riskleri şöyle sıralayabiliriz ; Erken doğum , yüksek kan basıncının meydana gelmesi , şeker hastalığı riski , materyal kanama gibi riskler.

Çoğul gebeliğin oranı 90 gebelikte 1 olarak belirlenmiştir. Belirlenen oranda ortalama olarak 1/3’ ü tek yumurta ikizi olarak karşımıza çıkar. Ancak üçüz gebelikler belirtilen orana göre daha az görülmektedir. Tüp bebek tedavisinde risklerin minimuma indirilmesi için çoğul gebelik şansının azaltılmaya çalışılması oldukça önemlidir. Çoğul gebelik riski bazı kişilerde daha sık görülmektedir bunlar ;

  • Anne yaşının ileri olması durumunda ,
  • Belirli ırklarda çoğul gebelik riski artar ,
  • Tüp bebek tedavisinde birden fazla embriyonun transferi ile ,
  • Önceden çoğul gebelik riski bulunan anne adaylarında .

Doğal Döllenme Sağlayacak Yeni Bir Tüp Bebek Cihazı

Doğal döllenme sağlayacak yeni bir tüp bebek cihazı geliştirildi.Tüp bebek tedavisinde yeni bir tedavi yöntemi Birleşik Krallıklarda önerilmeye başlandığı ve tedavinin vücutta döllenmenin başlamasına imkan sağlayacağı söyleniyor.

Çiftlerin çocuk sahibi olmak için başvurdukları tüp bebek tedavisinde gelişen teknoloji ile farklı tedavi yöntemleri çıkıyor. Bu tedavi yöntemlerinin çeşitliliği çiftlere umut doğuruyor olup kullanılmaya başlanıp sonuç alınması için insanların sabırsızlandığı gözlemleniyor. Yeni bir tedavi yöntemi ile ebeveynlerin bebek sahibi olma olasılığı artış gösterdiği vurgulanıyor. Birleşik Krallıklarda önerilen tüp bebek tedavi sürecinde kullanılacak olan bebek cihazının vücutta döllenmeyi sağlayacağı belirtildi.

Tüp bebek tedavisi denilince ilk olarak yumurtaların yumurtalıklardan alınması, embriyoların seçilmesi, bir inceleme laboratuvarda sperm döllenmesi aşamaların gerçekleştirildiği tedavi olarak biliniyor. İngiltere de konu ile ilgili yapılan bir çalışmada yumurta ve sperm hücrelerinin küçük bir kapsül içerisinde yerleştirildiği ve rahime yerleştirilmesi ile embriyoların yetiştirilmesine imkan sağlıyor. AneVivo olarak adlandırılan bu cihaz ile bahsedilen tedavi süreci hız kazanıyor.

Yapılan bu tedavi yöntemi ile ebeveynlerin psikolojik olarak da döllenme sürecine kendilerini hazır hissettikleri ve erken embriyo sürecine daha yakın olduklarını gösteriyor. Yapılan çalışmalar neticesinde bu yöntemin embriyonun vücudun içerisinde geçireceği zamanın en üst seviyeye çıkarılması planlanıyor. Bu çalışmalar ile deneye tabii tutulan kadınların tedavi sürecinden sonra büyük oranda hamilelik oranının artış gösterdiği söyleniyor. Bu tedavi sürecinin İngiltere de uygulandığı ve ücret olarak 700 sterlin yani 3 bin TL ödendiği söyleniyor. İlerleyen zamanlarda bu tedavi sürecinin yaygınlık göstermesi ile insanlar üzerinde olumlu sonuçlar doğurmasına sebebiyet vermesi bekleniyor. Gelişen teknoloji ile de tüp bebek tedavisinde yeni yöntemlerin çıkacağı tahmin ediliyor. Çiftlerin ise tüp bebek tedavisin de olumlu sonuçlar edinebilmek için her türlü tedavi yöntemlerini denemekte ısrarcı oldukları görülüyor.

Tüp Bebekte Yeni Ameliyat Teknikleri

Tüp bebekte yeni ameliyat teknikleri ve gelişen teknoloji birçok çiftin bebek sahibi olmasını sağlıyor.

Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin başvurdukları bir yöntem olan tüp bebek tedavi yöntemi kapsamından bazı tedavi teknikleri bulunuyor. Bu tedavi teknikleri başarı oranının arttırmaya yardımcı oluyor. Öncelikle tüp bebek tedavisinde tanısal bir tedavi tekniği Histeroskopi tedavisi karşımıza çıkıyor.

Tüp bebek tedavisinde önce tanısal Histeroskopi

Tüp bebek tedavi süreci başlamadan önce önemli bir aşama tanısal histeroskopidir. Bu işlem ilk etapta muayene şartları ile gerçekleştiriliyor. Rahim içi boşluğunun hacmi ile şekli hakkında net bir bilgiye ulaşan yöntemde endometrium tabakasının kalınlığı ve yapısı hakkında bilgiye de ulaşılabiliyor. Histeroskopinin bir diğer çözüm yolu da HSG ve 3 boyutlu yapılan ultrasonografidir.

Tüp bebek öncesi tedavi amaçlı histeroskopi

Yapılması düşünülen tedavi için öncelikle rahim içi anomalilerin tedavisi yapılıyor. Sonrasında histeroskopinin yapılmasının gerekli olup olmadığı kesinleştiriliyor.

Tüp bebek öncesi tanısal Laparaskopi

Hastahanede yatış gerektiren bir tedavi olan laparaskopi, çoğu hastların %2 veya %3 ünde ortaya çıkan komplikasyonlat ile hayati risk içeren sonuçlara sebebiyet vermektedir. Yapılan tetkitlerde anormal bir durum ile karşılaşıldığında bu tedavi uygulaması yapılır.

Tüp bebek tedavisi öncesi tedavi amaçlı laparoskopi

Tüp bebek tedavi süresi öncesinde başarı oranının arttırmak için yapışan tedavi laparoskopi tedavisinin bazı endikasyonları bulunuyor. Mesela; tüplerde sıvının bulunmamasına bağlı olarak salpingektomi uygulanabilir. Bunun yanı sıra çikolata kisti endikasyonları biraz daha komplike olmaktadır.

Tüp bebek öncesi histeroskopi ile laparoskopi uygulamaları başarıyı arttırır mı?

Bu iki tedavi teknikleri gerekli olan durumlarda uygulanmalıdır. İşlemler, tanısal ve tedavi ihtiyacına yönelik yüksek performans gösteriyor. Tedavi öncesinde göz ardı edilmemesi gereken teknikler olarak da belirtiliyor.

Tüp Bebek Tedavisinde Hatalı Yumurta Tespiti

Kişilerde tespit edilen hatalı yumurta artışı sebebiyle tüp bebek tedavi oranında olumlu artış gözlemleniyor.Peki tüp bebek tedavisinde hatalı yumurta tespiti nedir, nasıl yapılır?

Tüp Bebek Tedavisinde Hatalı Yumurta Tespiti

Çiftlerin bebek sahibi olabilmeleri için başvurdukları bu tedavi yönteminde olumlu sonuç alabilmek için birçok sebep detaylı inceleniyor. Bu sebepler içerisinde uzmanların hatalı yumurta tespiti de bulunuyor. Stres, moral bozuklukları, mevsimsel değişiklikler ve beslenmenin yanı sıra hatalı yumurta tespiti de göz ardı edilecek gibi değil.  Önemli bir faktör olan bu hatalı yumurta tespiti başarı oranını 2 kat arttırıyor. Tüp bebek tedavi sürecinde bu oran önem arz ediyor. Hatalı yumurta tespiti ile tüp bebek tedavi sürecinde  kalıcılığı olan ve sağlam embriyoların tespit edilmesi başarı oranın attırarak olumlu sonuçlara zemin hazırlıyor. Tedavi görmüş olduğunuz doktorların hatalı spermleri tespit edip tedaviyi o yönde hızlandırmaları çabuk sonuç almaya zemin hazırlıyor. Doktorların doğru tespitleri olumsuzluğu arttıracak sebepleri en aza indirgiyor. Bu durumda tedavi süreci olumlu olarak artış gösteriyor. ABD ve Çin ülkelerinde bu konu ile ilgili araştırmalar hız kazanmış durumda. Kişiler üzerinde yapılan testler gereğince kromozom anormalliklerinin tespit edilmesi ile DNA dizisinde sorun olması ile diğer yumurtalıklara yöneliyor. Bu sayede de  tüp bebek başarı oranının artış gösterdiği belirleniyor.  Pekin Üniversitesinde ise yapılan araştırmalarda çiftlerin tedavi sürecinde bebek sahibi olabilmeleri için % 30 orandan % 60 ‘ a kadar bir artış gösteren sonuçlara ulaşıldığını kanıtlıyor. Oranının yüksek olması tedavi sürecine büyük katkı sağlayacağa benziyor.

Tüp bebek tedavi sürecinde farklı yöntemlerinin uygulanmasının ardından süreci etkileyecek olan diğer sebeplerinde bu durumda etki oranı oldukça fazla olmakta. Bu süreçte hatalı yumurtalık tespitinin üzerine birçok sebebinde en aza indirgenmesi süreci olumlu etkileyecek. Moral bozuklukları, olumsuz düşünce, çevrede ki baskı ve tedirginlik hisleri olumsuz süreci tetikleyen etkenler içerisinde bulunuyor.

Tiroid Otoimmünitesinin Tüp Bebek Ve ICSI Sonucuna Etkisi

Üreme dönemindeki kadınların tiroid disfonksiyonun birincil sebebi olan tiroid otoimmünitesi, gebeliğin ilk üç aylarında yaşanan olumsuz etkilerinde başında gelen sebeplerden biridir.

Tiroid Otoimmünitesinin Tüp Bebek Ve ICSI Sonucuna Etkisi

Tiroid otoimmünitesi (TAI), otoimmün kondüsyonlardan en yaygın olanıdır. Üreme dönemlerinde tiroid rahatsızlığının ve gebeliğin ilk aylarındaki olumsuz etkilerin başında gelen önemli nedenlerden biridir. Kısırlık sorunu nedeniyle kısırlık kliniğine giden kadınlarda da büyük oranda artış görülen TAI oldukça yayılmıştır. Bunun yanında normal şartlarla hamile kalmak isteyen ve yardımcı üreme teknikleri ile gebe kalmak isteyen çiftlerde başarı şansını düşürdüğüne dair kuşkular bulunmaktadır. Fakat bunlara rağmen bu kuşku ve sonuçlar kesin olarak saptanmamıştır. Bu sebeple TAI’nin tüp bebek tedavisi (IVF) ve mikroenjeksiyon (ICSI) yöntemleri üzerindeki çalışmaları devam etmektedir.

Araştırma metotları

Araştırma yöntemlerinde sistematik bir literatür seçilen TAI’nin üzerinde bunun yanında meta analizi de yapılmıştır. Çalışma TAI rahatsızlığı söz konusu olan ve olmayan kadınlar üzerinde yapılmıştır. Yapılan çalışmalarda iki sonuca ulaşılmıştır. İlk sonuç, canlı doğum oranları, ikinci sonuç ise toplanan yumurta adetleri olmuştur. Bunların yanı sıra birkaç konu üzerinde de çalışmalar yapılmıştır. Bunlar şu şekildedir; transfer oranı, doğurganlık oranı,    düşük oranları ve klinik hamile oranları.

Daha geniş etkileri ve sonuç

Klinik yardımıyla gebe kalma şansının araştırıldığı çalışma da TAI’nin tüp bebek tedavisi ve mikroenjeksiyon yöntemi sonuçları üzerinde herhangi bir etkisi olmadığı saptanmıştır. Fakat tiroid antikorları hamileliğin devam eden sürecinde canlı doğum oranlarını düşürmekte ve düşük riskini arttırmaktadır.

Dondurulmuş Embriyo Transferi ile Taze Embriyo Transferi Arasında Başarı Farkı Yok

Dondurulmuş embriyo transferi ile taze embriyo transferi arasında başarı farkı olup olmadığı bebek sahibi olmak isteyen çiftler tarafından oldukça merak ediliyor.Bebek isteyen çiftlerin başvurdukları yöntemler içerisinde bulunan dondurulmuş Embriyo Transferi ve Taze Embriyo Transferi arasında fark bulunmadığı belirtiliyor.

Dondurulmuş Embriyo Transferi ile Taze Embriyo Transferi Arasında Başarı Farkı Yok

Tüp bebek tedavi sürecinde birçok etkili yöntem bulunuyor. Bu tedavi sürecinde çiftler dondurulmuş embriyo transferi ve taze embriyo transferi ile karşı karşıya geliyorlar. Çiftlerin bu yeni tedavi süreçlerinin çıkması ile birlikte hangi yollara başvurabilecekleri konusunda bir çok seçenek ile karşı karşıya kalıyorlar. Tedavi sürecinde yeni çıkan yöntemler tedavi sürecini farklı boyutlara taşıyabiliyor. Taze Embriyo transferi ile Dondurulmuş Embriyo transferinin hangisinin kullanılması gerektiği, hangisinin iyi bir çözüm sağlayacağından kısaca bahsedelim.

Taze Embriyo Transferi

Taze embriyo Anneden alınan yumurta ile babadan alınan spermin döllenmesinin sağlanması ile ortaya çıkan embriyonun direkt olarak anneye aktarılması olarak biliniyor.  Taze Embriyo Transferi işlemin ardından annenin rahmine embriyonun tutunması bekleniyor. Bu süreçte bir adet risk bulunmakta. Bu risk tedavi sürecinde yumurtalıklar için hormon dengeleyici ilaçların gebelik oluşumunda bünyeyi etkilemesi. Bu süreçte anne adayının östrojen oranının oldukça yükselmesi riski tetikleyen neden olarak karşımıza çıkıyor.

Dondurulmuş Embriyo Transferi 

Dondurulmuş  Embriyo transferinde ilk etapta oluşan risk embriyoların dondurulmasının ardından hücrelerin birçoğunun ölümü ile tedavi süreci olumsuz sonuçlanıyor. Bu hücre ölümünün gerçekleşmemesi için saklanmaya değer kaliteli embriyoların seçilmesine dikkat ediliyor. Dondurma işleminde embriyoların -320 dereceye varan sıvı nitrojen içerisinde saklandıkları belirtiliyor. Eğer rahimde embriyo tutmuyor ise yapılması gerekenin yeni bir dondurulmuş Embriyo transferinin gerçekleşmesi oluyor.

Taze embriyo ve dondurulmuş embriyo arasında bir seçim yapılması gerekirse taze embriyo transferinin gerçekleşmesinden sonra kişilerde erken doğum olasılığı artış gösteriyor. Dondurulmuş embriyo transferinde ise annenin gebeliğe hazır olması önem arz ediyor. İki yönteminde arasında başarı farkının pek fazla olmadığı görülüyor.

Saçlardaki Stres Hormonu Tüp Bebekte Başarı Şansını Öngörebilir

Saçlardaki stres hormonu tüp bebekte başarı şansını öngörebilir.Yapılan araştırmalar neticesinde kadınların saçlarında bulunan stres hormonu olan ve  kortizol düzeylerinin yükse olduğu kadınların tüp bebek şansının düşük olduğu belirtiliyor. Tedavi süresinde ilk etapta olgun olan yumurtaların yumurtalıktan alınması ve laboratuvarda sperm tarafından döllenme işlemi gerçekleştirilir. Sonrasında döllenmiş yumurtalar uterusa implante edilir. Kadınların çoğunluğunun da ise tüp bebek tedavisinde döngü başına %25 ve %30’luk bir gebelik başarı oranı gözlemleniyor. Ancak bu durum büyük oranda değişiklik gösterebiliyor. Stresin ise tüp bebek başarı oranını önemli derecede etkilediğini söyleyelim.

Tüp Bebekte Başarı Şansı

Stres hormonunun kortizol seviyelerini önemli derecede arttırdığı biliniyor. Yapılan araştırmalara bakıldığı zaman ise yüksek kortizol düzeyine sahip olan kadınların tüp bebek başarı şansının düşüklük göstereceği yönünde. Ancak başka çalışmalarda bunun gösteren bir bilgi bulunmamaktadır. Kortizolün üreme sonuçlarını etkileyip etkilemediği tartışması ise sürüyor. Kortizol düzeylerinin tüp bebek arasında oluşan ilişkinin tükürük, idrar ve kan gibi kısa sürede bilgi veren hormon ölçümlerine dayandırıldığını da vurgulamaktadırlar. İncelenen saç örneklerinde kadınların 3 ve 6 ay da kümülatif kortizol düzeylerinin ölçümleri yapıldı. Yapılmış olan araştırmalar neticesinde ise Aralık 2012 ile Nisan ayı 2014 yılları arasında tüp bebek yaptırmış olan 35 yaş üstü 135 kadının incelemeye dahil edildiği görülüyor. 135 kadının %81 ile %60 ı gebe kalmış olup 2 gün içinde kadınlardan tükürük örnekleri toplanıyor. Örneklerin kadınların uyanmalarının ardından 30 dakika sonrasında alınıyor. 88 kadının saç örneği vermesi ile tükürük ve saç örnekleri kortizol konsantrasyonları bakımından değerlendirilmeye tabii tutuldu. Değerlendirilme sonucunda da kortizol düzeyi düşük kadınların yüksek seviyede kortizol hormonuna sahip olan kadınlara göre bebek sahibi olma olasılıkları %27 daha az düşük olduğu saptandı.

Tüp Bebekte Yaşlı Kadınlar İçin Başarı Şansı Arttırılabilir

Gelişen teknolojiler sayesinde yaşlı kadınlar için tüp bebek tedavisi yeni bir umut ışığı saçıyor. Tüp bebekte yaşlı kadınlar için başarı şansı arttırılabilir mi?

Tüp Bebekte Yaşlı Kadınlar İçin Başarı Şansı Arttırılabilir

Bilindiği üzere yaş önüne geçilemeyen bir olaydır. Kadınlar yaşlandığı zaman yumurtalıkları da onlar ile yaşlanır. Zamanla yumurtalıklarda miktar ve kalite azalmaları görülür. Doğurganlık şansını ise en üst düzeye çıkarmak  için teknolojik gelişmeler ile başarı şansınızı arttırabiliyorsunuz.

Genç yaşta olan kadınlar dışında belli bir yaşa ulaşmış, yaşlı sınıfına dahil olmuş kadınların gebe kalma süresi uzun sürmektedir. Yaşlı kadınlarda gebelik süresince oluşan komplikasyonlarda oluşması yüksek orandadır. Biraz riskli bir gebelik geçirilir. Kadınların 32 yaşından itibaren gebe kalma şansları günden güne azalış gösterebilir. 35 ila 40 yaş arası ise doğurganlık oranının hızla düşüş gösterdiği zamanlardır. Hatta 40 yaşına gelindiği zaman doğurganlık oranı yarı yarıya düşmüş olur.

Yaşın ilerlemesi ile kişilerin gebe kalmasından sonra doğum için sezaryen doğum yaş ile doğrudan ilgilidir. Bu sebepten dolayı normal doğum yerine sezaryen doğum tavsiye edilir. Yaşı olgun kadınların hamilelik süresinde görebileceği komplikasyonların bazıları ise şudur;

Plasenta previa, plasenta abrupsiyon, gestanyonel diyabet olmaktadır. Ayrıca altını çizelim ki yaşlı kadınların doğum kusurları oluşması ve genetik anormallikler taşıyan bir bebek doğurmalarının olasılığı yüksektir.

40 yaş üzerindeki kadınların yumurtalık rezervlerinde azalma görülmektedir. Bu kapsamda doktora başvuran hastaların tüp bebek tedavisi için yapmalara gereken unsurlar vardır.

– Sağlıklı ve doğal beslenmek, düzenli egzersizler yapmak, stresten ve psikolojik olumsuz etkenlerden uzak durmak, ideal kilo aralığında olmak yaşlı kadınlar için hamile kalma olanağını arttırmaktadır.

– Hormon takviyeleri; progesteron, estradiol (E2), Luteinleştirici hormon, folikül uyarıcı hormon gibi hormonlar doğurganlığı sağlamaktadır.

– Yumurtaların erken toplanması

Olgunlaşmayan yumurta hücrelerinin erken toplanması ve döllenmenin sağlanması durumudur.

– Genetik tarama

Sağlıklı bir bebeğe sahip ileri yaş kadınlar için genetik tarama başarılı bir yöntemdir.