Klinefelter Sendromu Nasıl Tedavi Edilir?

Erkeklerde kısırlık problemi farklı biçimlerle ortaya çıkar. Erkeklerde kısırlık çoğunlukla, kromozom sayısındaki bozuklukla ilgilidir. Klinefelter Sendromu adı verilen bu kromozom bozukluğu özellikle çok uzun boylu erkeklerde görülmektedir. Kol ve bacakların uzun olması bu sendroma sahip erkeklerin ortak özelliğidir. Gonadotropik hormonlar, beyinden salgılanır ve testosteron yapımına yardımcı olur.  Bu tip kişilerde gonadotropik hormonlar yüksek olmasına karşın, kanda yer alan testosteron seviyesi normalin altındadır. Bu erkeklerde testis boyutu ufaktır. Sperm çıkışının bulunmamasından kaynaklı olarak azospermi adı verilen kısırlık problemi meydana gelmektedir.

Klinefelter Sendromu Neden Olur?

Klinefelter Sendromu yaşayan kişilerde fazla bir X kromozomu söz konusudur. Her 700 kişiden birinde görülen bu durum, kısırlık problemlerinin de % 6’lık bölümünü kaplar. Azospermi sorunu olan erkeklerde bu sorunun oluşma ihtimali daha olağandır. Bu tip kişilerin oldukça ilginç özellikleri bulunur. Örneğin ergenliğe giriş, normalden daha geç sürebilmektedir. Erkeklerin testisleri büyük değildir, genelde sert yapıları dikkat çeker. Sperm üretimi genellikle durmuştur, sakal ve bıyık görece daha az çıkar. Doğal bir yöntemle gebelik söz konusu değildir. Hastaların ilk olarak sperm üretimi gerçekleşir. Ardından tüp bebek tedavisine yönlendirilir. Mikro-TESE adı verilen tedavi yöntemi devreye girmektedir. Bu yöntemle ameliyat vasıtası ile sperm üretilmeye çalışılır. Spermin üretilmesi durumunda mikroenjeksinoyn uygulaması gerçekleşir. Mikro TESE ve mikroenjeksiyon uygulamaları her 2 hastadan 1 tanesinde olumlu sonuç verir.

Kısırlıkta Tek Çözüm Tüp Bebek Tedavisi midir?

Yardımcı üreme yöntemlerinden biri olan tüp bebek günümüz koşullarında oldukça ilerlemiş ve başarı şansı yüksek olan bir tedavi yöntemidir. Peki kısırlık sorununda tek çözüm ve ilk yapılması gereken tüp bebek tedavisi midir?

Kısırlıkta Tek Çözüm Tedavisi Tüp Bebek midir?

Tüp bebek yani IVF, 12 ay boyunca korunmasız şekilde düzenli olarak cinsel ilişkide bulunup da bebek sahibi olamayan çiftlerin başvurduğu yardımcı üreme yöntemlerinden biridir. Tüp bebek tedavisinde anne ve baba adaylarından alınan yumurta ve sperm hücreleri, özel laboratuvar koşullarında döllenmeye bırakılır ve sonrasında oluşan embriyolardan en kaliteli ve sağlıklı olanı seçilerek anne adayı rahmine transfer edilir.

Çiftler normal şartlarda çocuk sahibi olamama durumunda daha fazla vakit kaybetmeden doktora başvurmalıdırlar. Çünkü anne adayının yaşı ilerledikçe tedavi başarı oranı da düşer.

Kısırlığa tek çözüm tüp bebek tedavisi değildir. Bu sorunla karşılaşan çiftler doktora başvurduklarında ilk olarak muayeneden geçer. Kısırlık sorunu tespit edildiği takdirde ilk aşılama yöntemine başvurulur. Eğer çiftin durumu aşılama yöntemine uygun ise ilk bu yöntem denenir. Şayet farklı sorun var ya da aşılama yöntemi tutmadıysa sonrasından tüp bebek tedavisi sürecine gidilir.

Aşılama Yöntemi

Aşılama tedavisi tüp bebek tedavisine nazaran daha basit, pratik ve maddi açıdan daha düşüktür. Bu yöntemde baba adayından sperm hücreleri alınır ve anne adayı rahmine bırakılır. Bu işlem gelişmiş enjektör yardımı ile gerçekleşir. Fakat tüp bebek başarı şansı aşılama yöntemine göre daha fazladır.

Kısırlığa Yol Açan Ciddi Bir Problem Endometriozis Hastalığı

Rahmin iç tarafında endometrium ismi verilen bir doku söz konusudur. Regl, burada bulunan tabakanın her ay dökülmesiyle oluşur. Bazı kadınlarda adet döneminde kanama rahmin dış tarafında gerçekleşebilmektedir. Bu durumu bazı genetik sorunların ya da bağışıklık sistemine bağlı olarak ortaya çıkan problemlerin tetiklediği düşünülmektedir. Bu tabakanın rahmin dış tarafındaki organlarda yer edinmesi Endometriozis hastalığının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Tıp dünyası henüz Endometriozis hastalığının nedenlerine dair kesin bir açıklama yapamamıştır. Bu konuda sadece kabul edilen bazı öngörüler bulunmaktadır.

Endometriozis Hastalığı ve Tıbbi Gelişimi

Adet kanamasında dokuların özellikle karın boşluğuna doğru yönelmesi sırasında, bağışıklık sistemi bir reaksiyon verememektedir. Bu hastalık, her 10 kadından 1’inde görülebilmektedir. Dolayısıyla sık rastlanılan bir problem olduğunu söylemek mümkündür. Söz konusu doku zaman zaman karın içerisinde kendine yer yapabildiği gibi bazen de dış bölüme taşabilmektedir. Rahmin dış tarafında ortaya çıkan bu olağan dışı kanamalar, adet kanamasının şiddetli gelişmesiyle ortaya çıkmaktadır. Kasık bölgesinde başlayan ağrılar, dışkıda görülen kan, balgam gibi belirtileri bulunmaktadır.  Genetik etkilerin yüksek olması, anneden kıza geçme ihtimalini de güçlü kılmaktadır. Endometriozis hastalığı daha büyük hastalıkları tetikleyebilmektedir, özellikle oluşan kistlerin büyümesi büyük sorunların habercisi olabilmektedir. Endometriozis hastalığı nadiren de olsa herhangi bir şikayet ya da ağrı ortaya çıkmadan, rastlantısal olarak açığa çıkar. Endometriozis’in en olumsuz ve bilinen tarafı ne yazık ki kısırlığı etkileyebilmesidir. Doğurganlığa zarar veren Endometriozis, embriyonun rahme tutunmasına yardımcı olmamaktadır. Öte yandan yumurtlamanın önüne geçerek embriyonun gelişmemesini sağlar.

Tüp Bebek Tedavisinde Çiftlere Öneriler

Uzmanların araştırmaları kısırlığın ülkemizde çok yaygın olduğunu gösteriyor. Yaklaşık olarak 1,5 milyon çiftin böyle bir problemi var.iftlerin bazıları çareyi tüp bebek tedavisinde arıyorlar. Laboratuvar ortamında döllenme bu tedavi kapsamında gerçekleşir. Burada elde edilen embriyo kadının rahmine transfer edilir ve gebeliğin gerçekleşmesi beklenir. Bazen bu süreç düşük vakasıyla sonuçlanır. Tekrar eden tüp bebek başarısızlıkları bu noktada devreye girer. Bu kaygı  dolu süreç genel anlamda yaklaşık 2 hafta boyunca devam eder.

Tüp Bebek Tedavisinde Psikolojik Durum

Çiftler bu süreçte psikolojik açıdan bir nebze yıpranabilir, çünkü kısırlık bizim ülkemizde bir tabu olarak algılanır. Tüp bebek tedavisine rağmen sonuç alamayan çiftlerin oranı % 20 civarındadır. Tüp bebek tedavisine başvuracak çiftlerin öncelikle tedavi merkezine çok dikkat etmeleri gerekir. Tedavi merkezleri başarı oranının artması açısından önemli bir noktadır. Kadınlar hassas oldukları bu süreçte güçlü olmalıdırlar. Eşlerine karşı bu konuları açık açık konuşmak stresi azaltacak ve güveni pekiştirecektir. Erkeklerin ise bu konuyu utanç duyulacak bir mesele olmaktan çıkarmaları gerekir. Bu konuyu çarpıtacak insanlara özel rahatsızlıkları hakkında bilgi verilmemelidir. Bu bir iktidarsızlık göstergesi değildir, çünkü çiftler cinsel yaşamlarına sağlıklı şekilde devam ettikleri halde kısırlıkla karşılaşabilir. Bu, cinsellikten bağımsız bir konudur.

Tüp Bebek Tedavisinde Çiftlere Öneriler

Çiftlerin bu süreçte birbirlerine destek olmaları, moral vermeleri çok önemlidir. Ayrıca suçlayıcı olmak yerine teşvik edici olunmalıdır. Nihayetinde moral ve motivasyon tüp bebek tedavisinin önemli ayaklarından sayılır.

Çocuğu Olmayan Çiftler Ne Zaman Doktora Gitmeli?

Kısırlığın ne zaman ve kimde ortaya çıkacağı pek kolay ön görülemeyen bir olgudur. Peki çocuğu olmayan çiftler ne zaman doktora gitmeli?

Kısırlık sorununu önceden kestirebilmek ya da fikir yürütmek zordur. Bazı parametreler ölçüsünde doktora başvurmak gerekir. Bu konuda yaş faktörüne vurgu yapmak gerekir. Kadınlar için 20’li yaşlardan 30’lu yaşların başına dek geçen süre, doğurganlık açısından çok kritiktir. Eğer çiftler yaklaşık olarak 12 ay boyunca düzenli olarak seks yapıyorsa ve bu süreçte de korunmuyorsa, gebeliğin oluşması gerekir. Eğer bu sürenin sonuna gebelik oluşmuyorsa doktora gidilmelidir.

Kısırlıkta Yaş Etkisi

30 ve 39 yaşı arasındaki kadınlar, 6 ay civarında bu süreci yaşıyorlar ve sonuç alamıyorlarsa doktora gitmeliler. 39 yaşının üzerindeki kadınlar için zaman kritik bir konu olduğu için benzer durumlarda daha çabuk şekilde doktora gitmeleri gerekir. Hele hele kemoterapi ya da radyasyon gibi bir durum yaşanmışsa doktora bu konuda bilgi vermesi çok önemlidir. Erkekler için bu tip operasyonlar ya da kazalar, sperm değerlerini olumsuz yönde etkiler. Normal yaşlarda olan kadınlar için çok panik yapılacak bir durum yoktur. Çok özel bir dış neden yoksa cinsel birleşme gerçekleşiyorsa, bir süre gebeliğin oluşmaması karşısında paniklememek gerekir.

Kısırlık 6-7 çiftten birinde görülen bir durumdur. Bu kadar yaygın bir rahatsızlık için endişe duymak anlamsızdır. Kısırlık tedavisi büyük oranda sonuç veren bir tedavidir. Önemli olan gebeliğin oluşmaması karşısında doktora gitmekten çekinmemektir. Toplum açısından hassas bir konu olduğu için genelde çiftler doktora gitme için geç ikna olurlar.

Erkek İnfertilitesi Tanısında Fiziki Muayenenin Önemi

Kısırlık erkeklerin en büyük problemidir. Erkek infertilitesi tanısında fiziki muayenenin önemi oldukça fazladır. Gelişen teknoloji, erkek infertilitesi konusunda da yol alınmasını sağlamıştır. Buna rağmen çoğu erkek, kısırlıkla ilgili problemleri kabul etmediği için ya da tedaviden kaçındığı için bebek sahibi olma noktasında mutluluğu ne yazık ki yakalayamıyor. Kısırlığın normal bir problem olduğunu kabul etmek ve tedavinin aşamalarından eksiksiz şekilde geçmek önemlidir. Erkek infertilitesi belirlenirken bazı fiziki süreçler söz konusudur. Her erkekte kısırlığı ortaya çıkaran nedenler birbirinden farklılıklar gösterebilir. Bunun tek ve sabit bir nedeni yoktur. Bu aşamada başvurulan yöntemlerden en önemlisi sperm testleridir.

Erkek İnfertilitesi Tanı Süreci

Spermin hem sayısı hem de hareketliliği bu aşamada ortaya konmaktadır. Erkek hastaların daha önceki hastalık geçmişleri de bu aşamada değerlendirilmektedir. Hastanın kişisel durumuna göre kısırlığın nedenleri saptandıktan sonra bir analiz yapılıyor ve tedavi planlaması gerçekleşiyor. Erkek kısırlık problemlerini belirlemek adına öncelikle bazı hormon testleri uygulanır. Öte yandan genetik açıdan bir takım analizler yapılmaktadır. Sperm çıkış yolları ve testisler bilhassa incelenmektedir. Bu analizler genellikle ultrason vasıtasıyla gerçekleşir. Kısırlık problemi yaşayan her 100 erkekten 1 tanesinde muhakkak testis tümörü görülür. Bu süreçte erkek tanı, hayati derecede önem taşır. Uzman bir ürolog tarafından erken tanı konulması yaşam süresinin uzaması bakımından da değerlidir. Bunun dışında kemoterapik ilaçlar testis tümörü bulunan hastaların başarılı olmasında önemli rol oynar. Erken başvurmak kaydıyla kısırlık tedavisi için gelen hastaların başarı oranı oldukça yüksektir.

Çocuk Sahibi Olan Çiftler Kısırlık Sorunu Yaşayabilir mi?

Kısırlık sadece ülkemizde değil, bütün dünyada yaygın olan bir rahatsızlıktır. Peki çocuk sahibi olan çiftler kısırlık sorunu yaşayabilir mi?

Çocuk Sahibi Olan Çiftler Kısırlık Sorunu Yaşayabilir mi?

Kısırlık sorunu karşısında umutsuzluğa kapılıp panik yapmak yersizdir. .Bugün kısırlık karşısında birçok yeni tedavi modeli uygulanmaktadır. Geçmişte kısırlık daha ender gördüğümüz bir sorunken bugün daha fazla çiftte görülmektedir. Düzenli olarak cinsel yaşamlarını sürdürdükleri halde çocuk sahibi olmayan çiftlerin acil bir şekilde doktora başvurmaları gerekir. Fakat bazen bu durum çocuk sahibi olan çiftler için de geçerlidir.

Kısırlık Her Zaman Görülebilir

Kısırlık dinamik bir rahatsızlıktır ve sizi hangi yaşta, hangi dönemde bulacağı belli olmayabilir. Elbette genellikle ilk çocuk doğumlarından önce fark edilen ve ortaya çıkan bir durum olsa da bazen ikinci üçüncü doğumdan sonra da saptanabilir. Bir kadının doğum yapması, gelecek dönemde de rahatlıkla çocuk doğurabileceği anlamına gelmiyor. Üstelik bu çiftler ilk bebeklerini doğal yöntemlerle dünyaya getirmektedir. Buna tıp alanında ikincil kısır adı verilir.

Gebeliğin oluşması için annenin yumurtası ile baba adayının spermi arasında kusursuz bir birleşme gerçekleşmelidir. Bu da döllenmenin gerçekleşmesine zemin hazırlamaktadır. Daha önce çocuk sahibi olsalar bile zaman içerisinde anne ve babanın sağlığını muhafaza etmeleri gerekir. Daha doğrusu her iki tarafın da üreme sistemlerinde bir hasarın oluşmaması gerekir. Bunda ilerleyen yaşla birlikte çiftlerin artık kendilerine eskisi gibi bakmamalarında etkisi büyüktür. Örneğin kemoterapi gibi ağır bir uygulamaya maruz kalmış bir bireyin yeniden çocuk sahibi olma olasılığı görece azalabilir. Bazı kazalar ya da çeşitli ameliyatlar, ilaçlar da bu değişimlere dahildir.

İnfertilitede Karamsarlık ve Umutsuzluk Duyguları ile Baş Etmek Mümkün mü?

İnfertilitede karamsarlık ve umutsuzluk duyguları ve bu duygular ile baş etmek çiftler için oldukça zordur.İnsan, doğası gereği olumsuz durumlar karşısında kabuğuna çekilebiliyor ya da öz güvenini yitirebilmektedir. Her türlü yöntem ya da çözümü deneyip denemediğini sorgulamadan, peşin hükümlerle karamsarlığa girebilmektedir. Oysa pozitif düşünce, umutsuz duygular karşısında en önemli silahtır. Bu tip umutsuz duyguların en çok yaşandığı alanlardan bir tanesi de hastalıklardır. Bilhassa erkek ya da kadınlarda halk içinde kısırlık olarak da bilinen, İnfertilitede karşısından verilen reaksiyonları örnek olarak vermek mümkündür.

İnfertilitede Karamsarlık ve Umutsuzluk Duyguları : Sorunu Doğal Görün

İnfertilitede tıpkı diğer bütün hastalıklar gibi çok doğal bir problemdir. İnfertilitede, tedavisi mümkün olan, dolayısıyla da umut etmeye ve mücadeleye değer bir konudur. Buna rağmen bazı çiftler kısırlık probleminden ötürü psikolojik sorunlar yaşayabilmektedir. Bazı çiftler birbirini sorumlu tutarken, bazı durumlarda çiftlerden bir tanesi vicdanen rahatsızlık duygusu hissedip, kendisini sorumlu tutmaktadır. Her iki durum da psikolojik tahribatlar yaratmaktadır.

Kısırlık problemi çeken insanlar genellikle “Aile kurmam artık olanaksız” ya da “Bu yaşadığım başka bir günahımın bedeli olarak karşıma çıkıyor” gibi cümleler kurmaktadır. Erkekler ise genellikle “İnsanlar ne der?” ya da “Toplum içine nasıl çıkarım?” gibi düşüncelere girmektedir. Bu düşünceler gereksiz yere doğurganlık problemi yaşayan insanlara ek yük getirmektedir. Oysa motivasyon düşürücü düşünceler yerine tedavi süresince pozitif yaklaşıp moral depolamak çok önemlidir. Nihayetinde tedavisi mümkün olan bir problem için bu kadar karamsar olmak anlamsızdır. Bazı durumlar karşısında nasıl tepki vereceğimizi kendimiz şekillendiririz, bu da olaylardan olumlu ya da olumsuz yönde etkilenme seviyemizi belirleyen temel unsurdur. Çiftlerin bu noktada psikolojik bir destek alması önemlidir.

 

Çikolata Kisti Kimlerde Görülür?

Halk arasında çikolata kisti olarak da bilinen Endometriozis rahatsızlığı oldukça yaygın bir problemdir. İsmi kulağa hoş gelse de kendisi ne yazık ki can sıkıcı bir sorun olan Çikolata Kisti kimlerde görülür?

Çikolata Kisti Nedir?

Kadınlar her ay regl esnasında kanamayla beraber vücut dışına bir doku bırakır. Buna endometrium denir. Menopoz olgusu ortaya çıkana dek endometrium dokusu rahim içinde aktif biçimde çalışmaya devam eder. Bu dokunun bazı durumlarda farklı yerlerde kendini bıraktığı bilinir. Henüz bu durumun nedeni tam olarak açıklanamaz. Dokunun olağan dışı şekilde dışarıya atılma durumu bir rahatsızlığı ifade eder. Buna da tam olarak çikolata kisti denir, daha başka bir ifade ile endometriozis.

Çikolata Kisti Kimlerde Görülür?

Çikolata kistleri üreme organlarıyla sürekli temas halindedir. Yumurtalıklar ya da zarın üst bölgesinde yer edinebilir. Bazen göbek deliği hatta hatta burundan dahi çıkabilir. Gittiği yerlerde ufak kanamalar meydana getirir.  Karın içinde bu kanamalar gözle görülmezdir. Fakat çevresinde bazı yapışıklıklar yaratır ve bu da ağrılara neden olur. Adet dönemlerinde çikolata kistleri kendini daha çok hissettirir.  Bazen bu ağrılar çok şiddetli bir hal alabilir. Kadınların gündelik yaşamını ve akışını çok ciddi şekilde etkileyebilir.

Çikolata kistleri sayı ya da boyut olarak her kadında farklılıklar gösterir. Bu, ancak tedavi esnasında saptanabilir. Bazı durumlarda tedaviden sonra bile yeniden ortaya çıkabilirler. Yumurtalıklara verdiği zarardan ötürü gebelik noktasında kadınlara ciddi anlamda zarar verir. Kısırlık sorunu olan kadınların önemli bir kısmında çikolata kistleri yaygındır.

Çikolata Kistleri Gebeliğe Engel Olur mu?

Çikolata kistleri olarak bilinen problemin bir diğer adı Endometriozis’tir. Yumurtlama işlevlerinin hasara uğraması ve tüplerin tıkanmaya başlaması gibi ibarelerle kısırlığı meydana getirebilir. Peki çikolata kistleri gebeliğe engel olur mu?

Öncelikle Endometrium tabirinin ne olduğunu algılamak gerekiyor. Endometrium rahmin iç tarafında hormon desteğinden yoksun kalmak neticesinde ortaya çıkan kanamalardır. Özel bir tabaka şeklinde kendini var eder. Hücre tabakası, rahmin iç kısmında yer alır.  Fakat bazı durumlarda bu tabakanın rahmin içinde değil de dışarıya dökülmesi durumuna çikolata kisti, bir başka deyişle Endometriozis denir.

Çikolata Kistleri (Endometriozis) Kimlerde Görülür?

Bu özellikle genç kadınlar arasında oldukça yaygın görülen bir durumdur. Çikolata kistlerinin gebelikle olan ilişkisi merak konusudur. Çikolata kistleri yumurtlama fonksiyonlarına direk etki eder. Döllenen embriyonun rahim içersinde yuvarlanmasında bozukluklar oluşturur.   Bilhassa regl dönemlerinde kanamalı tepkimeler yaratıp, organların yapışmasına vesile olabilir. Hatta aynı şekilde regl dönemlerinde cinsel birleşmelerde ya da tuvalet esnasında ciddi ağrılar meydana gelebilir.

Aktif üreme çağına gelen kadınların % 20’sinde görülebilen bir durumdur. Yumurtalık rezervlerinin azalmasına neden olması en ciddi handikapları arasındadır. Endemetriozis için yapılan ameliyatlardan sonra ilk 4 sene içinde % 30 düzeyinde tekrar eder. 35 yaşından fazla olan kadınlar için  gebeliğin ertelenmesi önerilir. Bu tip durumlarda Tüp bebek tedavisinde başarı durumu % 25 civarındadır. Yumurtalık rezervleri bu konuda ana etken olarak dikkat çekmektedir. Bu tabakanın başka bir bölgede yerleşmesi ve kanama vesilesiyle dökülmesine dair sebepler hala tam anlamıyla açıklanamamaktadır.