Tüp Bebek Tedavisi Başarısız Olduğunda Tekrarlanabilir mi?

Tüp bebek tedavisinde başarılı olunabilmesi adına tüm ihtimaller göz önünde bulundurulur ve başlangıç aşaması itibari ile süreç yakından takip edilir.

Tüp Bebek Tedavisi Başarısız Olduğunda Tekrarlanabilir mi?

Hem merkez hem de uzman doktor ne kadar deneyimli olursa olsun yüzde 100’lük bir başarı oranından söz edilemeyeceğinden dolayı operasyonun başarısız bir şekilde sonuçlanması da mümkün olabilmektedir. Bu tür durumlarda ise çiftlerin ve uzmanların onayı ile birlikte ikinci bir operasyon için hazırlık başlatılabilir. Tüp bebek operasyonu tekrarlanabilir bir tedavi yöntemi olduğu için çiftler yeniden umutlanarak, bebek sahibi olma şansına sahip olabilir. Bu aşmada belirleyici olan tüp bebek tedavisi ile kadının hamile kalma şansının olması ve çiftlerin yeni bir tedaviyi kabul etmesidir. Bu şartlar sağlandıkça çiftler yeniden tüp bebek tedavisi alabilir.

Tekrarlanan Tüp Bebek Tedavilerinde Neler Önemli?

Tüp bebek tedavisi tamamlandıktan sonra sonuca göre farklı bir yol izlenmeye başlanır. Özellikle başarısızlık halinde tedavinin neden başarısız bir şekilde sonuçlandığı araştırılır ve bu araştırmaya göre sonraki tedavilerde bu olumsuz durum ortadan kaldırılmaya çalışılır. Bu nedenle tekrarlanan tüp bebek tedavilerinde mutlaka başarısız tedavinin tam olarak incelenmesi gerekmektedir. Böylece arka arkaya başarısız sonuçların alınması önlenebilmektedir. 1-2 aylık süreç içerisinde yapılan tekrar işlemleri sırasında bu araştırmaların ve tıbbi çalışmaların yapılması ile birlikte çiftlerin bir sonraki tedaviden daha iyi sonuç alması hedeflenmelidir. Çiftlerin merkez ve uzman seçimi sırasında bu desteği sağlayacak yerleri tercih etmesinin önemi de bu nedenle oldukça fazladır.

Embriyo Transferi Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

Tüp bebek tedavisi olan ve embriyo transferi gerçekleştirilen anne adayı için bu süreç oldukça önemlidir. Embriyonun tutunması ve gebeliğin başlaması adına çok daha dikkatli olunması gerektiği için doktor uyarılarına mutlaka uyulmalıdır. Peki embriyo transferi sonrası nelere dikkat edilmelidir? Normal gebeliklerde dahi oldukça hayati önem taşıyan bu durum, tüp bebek gibi gebe kalma ihtimali daha düşük olan kadınlarda daha fazla önemsenmeli ve doktor uyarılarına mutlaka harfi harfine uyulmalıdır.

Embriyo Transferi Sonrasında Ne Yapılmamalı?

Doktorlar, kadınların özel durumlarına göre çok farklı yasaklar getirebileceği gibi bir embriyo transferi sonrasında dikkat edilmesi gereken en önemli durumlar şöyledir;

  • Ağır sportif egzersizler yapmama
  • Yüzme gibi enfeksiyon kapma ihtimali olan etkinliklerden uzak durmak
  • Kurşun ve cıva gibi yüksek kimyasal içeren maddelere maruz kalmamak.
  • Ağır kaldırmamak, yerden eğilerek herhangi bir eşya almamak.
  • Sigara ve alkol başta olmak üzere hiçbir madde kullanmamak.
  • Doktor tarafından önerilmedikçe hap, şurup ya da benzeri ilaçları kullanmamak.
  • Yiyecek ve içeceklere dikkat etmek. Bakteri riski bulunan ürünleri tüketmemek.
  • Hayvanlarla temastan olabildiğince uzak durmak.
  • Cinsel ilişkiye girmemek.
  • Doktor tarafından verilen ilaçların kullanımını aksatmadan devam etmek.

Tüp bebek çalışmaların durumu ve anne adayının sağlık ve özel şartlarına göre doktorlar tarafından her zaman özel bir tedavi izlenir. Bu bağlamda da bu maddelere ek olarak pek çok özel istekte bulunulması söz konusu olabilmektedir. Kişilerin bu tip durumlara karşı dikkatli olması ve uygun davranması gebeliğin başlaması aşamasında oldukça önemlidir.

Çipli Tüp Bebek ile Klasik Tüp Bebek Arasındaki Farklar Nelerdir?

Gelişen teknoloji ile tüp bebek tedavisi, artık her geçen gün bir adım ileri taşınmaktadır.Tüp bebek tedavisi görecek kişiler doktorlarına “Çipli tüp bebek ile klasik tüp bebek arasındaki farklar nelerdir?” şeklinde sorular yöneltebilmektedir. Sıkça sorulan bu sorunun cevabını yazımızda bulabilirsiniz.

Çipli Tüp Bebek ile Klasik Tüp Bebek Arasındaki Farklar Nelerdir?

 Günümüzde, gebelik sorunlarının kadında veya erkekte olma olasılığı yarı yarıyadır. Baba adayından kaynaklanan sorun genelde sperm yetersizliğidir. Ancak zaman ilerledikçe bu sorunlara çözüm olabilecek yeni imkanlar ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri de mikro çip yöntemidir. Bu yöntem, son yıllarda oldukça umut vaat etmektedir. Harvard’ta Türk bilim adamı tarafından gerçekleştirilen bu yöntem, Türkiye’de de günden güne yaygınlaşmaktadır. Ayrıca mikro çip bebek yönteminin, klasik tüp bebek yöntemine göre başarı oranının daha fazla olduğu saptanmıştır. Yani bu uygulama, gebe kalma şansınızı arttırmaktadır. Yanı sıra bu tedavi şekli ile spermlerin arasından daha kalitelilerin seçilebilmesi mümkündür. Dolayısıyla daha kaliteli embriyolar oluşturulabilmektedir. Mikro çip bebekte, bütün hasarlı ve hareketsiz spermler bir bölümde toplanır. Yöntemin daha iyi sperm ayırt edebilmesi de  buraya bağlıdır. Klasik tüp bebek tedavisinde, mikroenjeksiyon yöntemi uygulanır.Mikro çipli yöntemde mikroenjeksiyon için kullanılacak spermler mikro çip ile seçilir. Bu yöntem de gebelik için oldukça etkilidir ve büyük başarı oranları yakalamıştır.

Mikro çip tedavisi nasıl uygulanır?

Mikro çip tedavisi ilk olarak anne adayı ile başlar. Kişinin yumurta sayısını arttırmaya yönelik yumurta uyarıcı tedaviler için, hormon takviyesi yapılır. Bu hormonlar yumurta sayısını arttırır ve yumurtalar toplanır. Erkekten alınan sperm mikro çip içersine yerleştirilir ve  mikro kanalcıklardan geçirilir. Daha sonra kanalcıklardan geçen spermler alınır. Tıpkı klasik tüp bebek uygulamasındaki gibi, baba adayından elde edilen spermler laboratuar ortamında yumurtalar ile birleştirilir. Bu sayede embriyolar oluşturulur. Klasik tüp bebek ile birbirlerine benziyor olsalar da, aralarında bir takım farklar vardır. Onlardan biri de mikro çip teknolojisi ile spermler alınırken, kalitelilerin bir tarafa kalitesizlerin ise diğer tarafa toplanmasıdır. Bu yüzden spermler rahatlıkla seçilebilir. Bu sayede kaliteli embriyo oluşturma oranı çok daha yüksektir.

Nedeni Belirlenemeyen Kısırlık

Nedeni belirlenemeyen kısırlık, anne ve baba olmak isteyen birçok kişinin önünde engel oluyor.

Kişinin çocuk sahibi olmasına engel olan kısırlık, inferilite olrak adlandırılmaktadır. Bu durum bazen kadında, bazen erkekte, bazen de her ikisinde görülebilir. Kısırlığın her iki tarafta da olma olasılığı %15 civarındadır.  Bunların nedenleri, yapılan test ve tahliller sonucu saptanabilmektedir. Yapılacak olan tedaviler, bu nedenler göze alınarak uygulanır. Fakat bazen, nedeni bilinmeyen inferilite gibi bir sorunla da karşılaşılabilir. Uzmanların görüşlerine göre bu durumun nedeni, büyük ihtimalle hücresel bazı problemlerden kaynaklanmaktadır. Ancak günümüzdeki teknoloji ile bu sorunlar görülememektedir. Kişi bütün tahlilleri normal çıkmasına rağmen çocuk sahibi olamaz. Genellikle bu durum, hastaya laparoskopi yapılarak tespit edilir ve ondan sonra teşhis konulur. Fakat tespit edilebilmesi için her zaman laparoskopi gerekmez.

Açıklanamayan inferilitenin tedavisi nedir?

İsminden de anlaşılacağı üzere nedeni bilinmediğinden kesin bir doğrultuda tedavi uygulanmaz. Bu gibi vakalarda daha çok yumurta ve spermlerin arttırılmasına yönelik tedaviler uygulanmaktadır. Bu yöntemler; overyan stimulasyon (klomifen sitrat, gonadotropinler), aşılama (IUI) ve yardımcı üreme teknikleri- tüp bebek (ART)’dir. Ancak tedaviye başlanmadan önce belli başlı faktörler belirlenerek göz önünde bulundurulmalıdır. Bunlar; kişinin yaşı, daha önceki gebelikleri, inferilite süresi gibi faktörlerdir. Bu uygulamaların bazıları tek başına yetersizdir. Bunlardan biri de aşılama tekniğidir. Overyan stimulasyon tekniği ile birlikte yapılırsa başarı şansı artar. Ancak aşılama tekniği, gonadotropin ile birlikte uygulanırsa, bu oran daha da artar. Tüm bunlara rağmen gebelik elde edilemediyse ve 3. deneme de gerçekleştiyse, artık yapılacak tek bir şey kalmaktadır. O da tüp bebek tedavisidir. Tüp bebek tedavisinde sperm ve oosit bir araya getirildikten sonra, embriyonun gelişimi izlenir. Ancak bu sayede nedeni bilinmemesine rağmen inferilite hakkında fikir sahibi olunabilir.

İlaçsız Tüp Bebek Uygulaması Nasıl Yapılır?

Günümüzde pek çok anne ve baba olmak isteyen kişinin başvurduğu tüp bebek tedavisinde, farklı farklı uygulamalar yapılmaktadır.İlaçsız tüp bebek uygulaması da bunlardan biri.

Tüp bebek tedavisi, inferilite diye adlandırılan kısırlık problemine çözüm bulmak amacıyla mevcuttur. Başarı oranı oldukça yüksek bir tedavi biçimidir. Genellikle ilaçlı olarak uygulanan bu tedavi, kimi zamanda ilaçsız olarak uygulanmaktadır.

İlaçsız Tüp Bebek Uygulaması nedir?

Klasik, yani ilaçsız tüp bebek tedavisi uygulanırken, işleme alınmak için yumurtaların olgunlaşması beklenmektedir. Fakat ilaçsız, yani tıptaki adıyla IVM tedavisinde, toplamak için yumurtaların olgunlaşması beklenmez. Yumurtalar olgunlaşmadan alınır ve laboratuar ortamında olgunlaştırılır. Bu tedavinin uygulanma amacı, hastayı ilaçtan görebileceği yan etkilerden korumaktır. Aynı zamanda ilaca karşı hassasiyeti olan kişiler için bu uygulama avantaj sağlar. Ancak İlaçsız tüp bebek tedavisi tamamen ilaçsız yapılmamaktadır. Çok az miktarda hormon takviyesi yapılır. Bu miktar hastanın ilaçtan etkilenmeyeceği şekilde ayarlanır. Daha sonra mikroenjeksiyon yöntemi ile baba adayından sperm hücreleri alınarak yumurtalara enjekte edilir. Son olarak elde edilen embriyoların rahim içine transferi sağlanır. Türkiye’de adaylar tarafından çok fazla tercih edilmeyen bu yöntemin başarı oranı %30’dur. Ancak bu uygulamada başarıyla sonuçlanmış pek çok tedavi mevcuttur. Gebelik ihtimali düşük olsa da, birçok avantajı vardır. Bunlar;

  • Tedavinin kısa sürmesi
  • Daha kolay olması
  • Yan etkisinin olmaması
  • Daha az enjeksiyon sayısı
  • Komplikasyonlara yol açmaması
  • Klinik ziyaretinin az olması
  • Kan alma işleminin olmaması

İlaçsız tüp bebek tedavisine kimler başvurmalıdır?

Bu tedavi, öncelikle ilaçlara karşı aşırı hassasiyeti olan kişilerde uygulanır. Bunun nedeni, bu kişilere uygulanan ilaçların yumurtaları aşırı uyarmasındandır. Yumurtalar aşırı uyarıldığı takdirde, karında ve akciğerde sıvı toplanması meydana gelebilir. Adayların bu durumuna PKOS (Polikistik over sendromu) ismi verilir. Yanı sıra bu yöntem; endometriozis hastalarında, ilaçlara tepkisi zayıf olanlarda ve hormon takviyesinin kesinlikle yasak olduğu kanser hastalarda uygulanmaktadır.

Kontrollü Yumurtalık Uyarımı Nasıl Yapılmaktadır?

Tüp bebek tedavilerinde amaç; yumurtaları gereken miktarda arttırarak gebelik şansını yükseltmektir.

Kontrollü Yumurtalık Uyarımı Nasıl Yapılmaktadır?

Tüp bebek tedavilesi sürecinde en önemli uygulama, yumurtalıkların uyarılma işlemidir. Çünkü, kadınlar her ay adet dönemlerinde bir tane yumurta oluştururlar. Eğer bu durum gebelik için yeterli değilse, tüp bebek tedavisi ile yumurtalıklar uyarılarak sayısı arttırılır. Böylece gebelik şansı da artmış olur. Yumurtalıkların uyarılması, çeşitli ilaç ve hormon takviyesi ile sağlanmaktadır. Tabi bu durum kontrollü muayeneler ile yapılır. Bu süre zarfında kadın düzenli olarak yumurtalarının ne derece uyarıldığını, uzman hekimine kontrol ettirmek durumundadır.

Yumurtalıkların uyarılması nasıl olur?

Kandaki östrojen tayini ve ultrason incelemesinin yapılması için, adet günün 2. veya 3. günü beklenmelidir. Gerekli incelemeler bu süre zarfında tespit edilebilir. Tedavi başladıktan sonra belirli aralıklarla kontrol amaçlı muayeneler yapılır. Gelişen foliküllerin sayısı ve büyüklüğünün kontrol edilebilmesi için, vajinal ultrasonografi yapılır. Anacak bazen kandaki östrojeni kontrol etmek için incelemelerde bulunulabilir. Tüp bebek tedavisinin bu yöntemi uygulamasındaki amaç, mümkün olduğunca fazla yumurta elde etmektir. Bu yumurtalar 16-20 milimetre çapında olmalıdır. Bu süreçte ilacın dozu kan östrojeninin takibine bağlı olarak azaltılır veya çoğaltılır. 14 milimetreden büyük folikül başına 200 pg/ml östrojen düzeyi gerekmektedir. Yeterli büyüklüğe ulaşan foliküllerin olgunlaşmasını sağlamak için, belirli hormon takviyeleri yapılır. Bunlar 5.000-10.000 ünite human chorionio gonadotropin hormonlarıdır. Bu hormonların diğer ismi, hCG hormonudur. Yumurta uyarılma tedavisinin süresi kişiden göre değişmektedir. Ancak genellikle 10 ile 11 arasında sürmektedir. Bu uygulamaların ardından,  yumurta toplama işlemi için çatlatma iğnesinden sonra, 36 saat beklenmelidir.  Yanı sıra kontrol edilme süreçlerinde dikkat edilen diğer faktör ise, endometrium denilen tabakanın kalınlığıdır. Tedavinin gidişatı açısından bu oldukça önemli bir etkendir.

Kadın ve Erkeklerde Üreme Potansiyelini Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yapılan araştırmalara göre, kişilerin üreme potansiyeli yıllar ilerledikçe düşüşe geçmektedir.

Kadın ve Erkeklerde Üreme Potansiyelini Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Erkek ve kadınlarda üreme potansiyelinin olumsuz etkilere maruz kalması, inferilite adı verilen kısırlık problemine yol açmaktadır. Bu olumsuz etkilerin başlıca nedenleri vardır. Bunlardan ilki sağlıksız beslenmektir. Sağlıksız beslenmek, tüm vücudu etkilediği gibi, üreme organlarının yapısını da olumsuz etkilemektedir. Bunların yanında, az yağlı süt ürünleri de yumurtalıklara zarar verebiliyor. Ancak tam yağlı sütler kullanıldığı takdir de, üremeye belli bir yararı olmamaktadır. Üremeyi olumsuz etkileyen diğer bir faktör de, alkol ve sigara kullanımı. 20’den fazla tıbbi araştırma sonucunda, özellikle sigaranın doğurganlığa ciddi oranda zarar verdiği saptanmıştır. Özellikle dumanında bulunan toksik elementler, yumurtaların şekline ve yapısına zarar verdiği gibi, döllenme oranını da düşürüyor. Bunun yanında sigara kadar olmasa da, alkolün de üremeye verdiği bir takım zararlar mevcut. Bir başka önemli etken de, ilaç kullanımı. Kişilerin kullanması gereken ancak doğurganlığa zarar verebilecek ilaçlar bulunmaktadır. Uzman hekiminiz ile görüşüp bunu çaresine bakmalı, ve onlardan uzak durmalısınız. Son olarak, üreme potansiyelini etkileyen en önemli unsurlardan biri de menopoza girmek. Menopoz, kadının doğurganlığının sona ermesine neden olmaktadır. Ancak erken menopoz durumu varsa, bu sorun tüp bebek tedavisi ile kolaylıkla çözülebilmektedir.

Kariyer için çocuk yapmayı ertelemek üreme potansiyeline etki eder mi?

Çiftler zaman zaman çeşitli nedenlere bağlı olarak çocuk yapmayı erteleyebiliyorlar. Bunlardan en sık gündeme geleni ise kariyer yapma amacı. Bu durum, kişilerin üreme potansiyeline olumsuz etki etmektedir. Zira üreme hormonları belirli yaşlardan sonra yaş ilerledikçe düşüşe geçer. Menopoz dönemine kadar bu durum devam eder. O yüzden çocuk sahibi olmak istiyorsanız, fazla ertelememenizi tavsiye ederiz.

Üreme potansiyelini arttırmanın yolları

  • Sigara ve alkolü bırakmak
  • Tamamlayıcı terapilerden yaralanmak
  • Kişisel gelişimi tamamlayarak evrene olumlu mesaj göndermek
  • Spor yapmak
  • Sinir ve stresten uzak durmak
  • Sağlıklı beslenmek
  • Güvenli şekilde cinsel ilişkiye girmek, yani korunmak

Tüp Bebek Tedavisinde Bebeğin Sakatlık Riski Nedir?

Pek çok çocuk sahibi olmak isteyen anne ve baba adayı, tüp bebek tedavisinin zararları olup olmadığını merak ediyor.

Tüp Bebek Tedavisinde Bebeğin Sakatlık Riski Nedir?

Tüp bebek tedavisindeki başarı oranı, gelişen teknoloji ile gün geçtikte artıyor. 2017 yılında saptanan verilere göre, başarı oranı %50 lere  kadar yükseldi. Ancak başarı oranının daha fazla olmaması, daha çok kişiden kaynaklanan çeşitli faktörler nedeniyle. Bu faktörlerden en sık karşılaşılanı ise, anne adayının yaş problemidir. Bilindiği üzere kadının yaşı ilerledikçe, doğurganlık oranı düşmektedir. Buna bağlı olarak çeşitli nedenlerden dolayı çocuk sahibi olmayı erteleyen kadınlar, tüp bebek tedavisine başvurmaktadır. Dolayısıyla tüp bebek yöntemindeki başarı da, kişilerden kaynaklı olarak istenilen seviyede artmamaktadır. Bunların yanında,  %50’lik dilime girmiş hastaların da kafalarına takılan bir soru oluyor. Bu da, “bebeğim sakat doğar mı?”

Tüp bebekle doğan çocukların sakatlık riski var mıdır?

Tüp bebek tedavisi gelişen teknoloji ile çiftlerin çocuk sahibi olma yolunda ışık tutmaktadır. Ancak bazen olumsuz sonuçlar da doğurabilmektedir. Bunlardan biri de sakatlık riskidir. Geçmiş yıllardaki araştırmalara baktığımızda, böyle bir olasılık yoktu. Ama yeni yapılan araştırmalarda, tüp bebek tedavisi ile olsun yada normal yollarla gebelik olsun fark etmez  her 100 bebekten 3’nin engelli olarak dünyaya geldiği saptanmıştır.

Sakatlı nedenleri nelerdir?

  • En büyük nedenlerden biri, tedavi esnasında zararlı olabilecek, kontrolsüz herhangi bir ilaç kullanmaktır.
  • Bebek zararlı kimyasallara maruz kalmış veya bulaşıcı bir hastalık kapmış olabilir.
  • Doğuştan gelen, genetik ve yapısal bozukluk olabilir.
  • Anne adayının 35 yaşını geçmiş olması da, bu ihtimale neden olabilmektedir.

Tüp bebek tedavisi sürekli yenilenen ve gelişen bir oluşumdur. Her geçen gün daha etkili ve güvenli yöntemler ortaya çıkmaktadır. Yanı sıra günümüz teknolojisi ile, zaman ilerledikçe bu sorunların yavaş yavaş ortadan kalkacağı da aşikar.

ICSI Yöntemi ve Ayrıntıları Nelerdir?

ICSI yöntemi mikroenjeksiyon olarak adlandırılan tüp bebek aşamalarından biridir.

ICSI Yöntemi ve Ayrıntıları Nelerdir?

İki farklı şekilde uygulanabilen tüp bebek yöntemlerinden biri olan mikroenjeksiyon (ICSI), klasik tüp bebek uygulamasına göre farklıdır. Ancak her ikisinde de ilk olarak tedavi yöntemi belirlenip, yumurtalık geliştirici ilaçlara başlanmaktadır. Ardından OPU denilen yumurta toplama aşamasına geçilir. Yumurtaların toplanabilmesi için ise yeterli olgunluğa ulaşmaları gerekir. Bu aşamada baba adayından sperm örneği alınır, fakat alınamıyorsa mikro tese yöntemi ile sperm elde edilir. Elde edilen yumurta ve sperm hücreleri laboratuara alınır. Bu aşamadan sonra klasik tüp bebek ile mikroenjeksiyon (ICSI) birbirinden ayrılır. Klasik tüp bebek yönteminde yumurta ve spermlerin kendi kendine döllenmesi beklenirken, mikroenjeksiyonda döllenme şansı uzmanlar tarafından arttırılır. Daha sonra her ikisinde de oluşan embriyo anne rahmine transfer edilir.

Mikroenjeksiyon yöntemi kimler için uygulanır?

Bu yöntem kısırlık oranı oldukça artmış erkekler için uygulanır. Dolayısıyla bu erkeklerde, spermlerinin sayıları ve hareketliliği azdır. Bunun yanında sperm yapıları da bozuk olur. Mikroenjeksiyon yönteminde sperm sayısı arttırılmaz. Sadece döllenme şansı arttırılır. Ayrıca sperm hareketliliğinin düşük olması, yumurta zarını aşmasında problem oluşturur. Mikroenjeksiyon uygulaması, bu problemi de ortadan kaldırmayı amaçlar. Bu yöntemin diğerine göre avantajı ise, kaliteli spermleri seçebilme olanağının olmasıdır.

Mikroenjeksiyon yönteminin uygulanması gereken durumlar nelerdir?

Daha önce gerçekleşmiş ve olumsuz sonuçlanmış tüp bebek tedavilerinden sonra kullanılır. Çünkü klasik tüp bebek yönteminde döllenme kendiliğinden gerçekleştiğinden, iş biraz şansa kalır. Fakat mikroenjeksiyonda döllenme oluşturulur. Ayrıca baba adayında sperm saptaması gereken durumlarda da bu yöntem kullanılır. Bu yöntem sonrası dünyaya gelen bebeklerde herhangi bir anormallik gözlenmemiş, gayet normal oldukları tespit edilmiştir. Yanı sıra bu yöntem, klasik tüp bebek yöntemine göre daha çok tercih edilmektedir.

Tüp Bebek Tedavisinde Yaş Sınırı 40 mıdır?

Günümüzde çocuk sahibi olmak isteyenlerin aklına takılan sorulardan biri de, tüp bebekte yaş sınırı olup olmadığıdır.

Tüp Bebek Tedavisinde Yaş Sınırı 40 mıdır?

Tüp bebek tedavisinde yumurta kapasitesinden dolayı, yaş sınırı oldukça önemli bir faktördür. Doğurganlığın en üst düzeyde olduğu yaşlar 23-30 aralığındadır. Yumurtalıkların daha verimli çalıştığı bu yaşlarda, hormonlar düzenli ve bünye daha kuvvetlidir. Fakat 40 yaş ve üstünden sonra bu oranlar biraz düşmektedir. Çünkü yumurtalık rezervleri azalır. Bu yaşlarda olan anne adaylarında, preimplantasyon genetik tanı uygulanır. Bu sayede yaklaşık %25-30 oranında gebelik elde edilebilir.

Tüp bebekte yaş sınırında uygulanan yöntemler nelerdir?

Tüp bebek uygulamasında belli bir yaş sınırı yoktur. Kadın 45 yaşında bile olsa, eğer yumurta kapasitesi yeterliyse gebe kalabilmektedir. Ancak genelde yumurta kapasitesi düşüktür.  Bu kişilerde uygulama yapılmadan önce, preimplantasyon genetik tanı yöntemi ile kromozomlarının uygunluğu araştırılmalıdır. Aynı zamanda hormon testlerinin yapılması da oldukça gereklidir. Bu testler adet döneminin 3. Günü yapılmaktadır. Tüm bunlar normal ise, uygulamalara o zaman rahatlıkla geçilebilir. Ancak genç yaştaki kadınlara verilen embriyo bir ve  40 yaş üstüne verilen embriyo iki ise, başarı şansı aynı oranatekabül eder. Bu oran %35’tir.

Tüp bebek tedavisinde yaş sınırı, kadın ve erkekte nasıldır?

Erkeklerde böyle bir sınır yoktur. Erkeğin spermleri kaç yaşına gelirse gelsin gebelik şansını aynı oranda etkilemektedir. Kadında ise tam tersidir. Yani kadının yaşının ilerlemesi gebelik şansına etki eder. Şöyle ki; kadının yumurta kapasitesi 35 yaşından sonra düşmeye başlamaktadır. 43 yaşını geçtiğinde ise normal yolla gebelik şansı, yok denebilecek kadar azdır. Bu yüzden çocuk sahibi olmak isteyen kadınların, bu durumu çok fazla ertelememeleri gerekir. Eğer işlerinden veya herhangi özel bir durumdan dolayı ertelemesi gerekiyorsa da, yumurta rezervlerini düzenli olarak kontrol ettirmelidir.