Stres ve Doğurganlık İlişkisi

İnsanlar gündelik yaşamın koşuşturması içersinde ya da kişisel problemlerinden ötürü yoğun düzeyde stresle karşı karşıya kalabilir.Peki stres ve doğurganlık ilişkisi nedir?

Stres ve Doğurganlık İlişkisi

Stres çoğu zaman belli ölçülerde olmak kaydıyla olumlu bir uyaran sayılabilir. Kişinin aktif ve motive kalmasını sağlayan ve onu olumsuzluklar karşısında koruyan bir kalkan olarak tanımlamak mümkündür. Fakat ne var ki stres yükünün normalden fazla olduğu kişiler, bu durumun yarardan çok zararını görmektedir. Yoğun stres altında çalışan, endişe ve panik duygusu içinde yaşayan, olumsuzluklarla sürekli burun buruna kalan kişiler, hem psikolojik hem de fiziki açıdan bunun handikaplarını hayatı boyunca yaşamak durumunda kalır.

Stresin Doğurganlık Üzerindeki Etkisi

Stres özellikle doğurganlık açısından ele alınması gereken bir konudur. Bu konuda kesin olarak ispatlanmış bir önerme olmasa da genel anlamda kabul edilen gerçek, stresin doğurganlığa verdiği zarar yönündedir. Tüp bebek tedavisi gören kişilerin, stresten uzak kalmaları, tedavinin olumlu şekilde sonuçlanmasına zemin hazırlamaktadır. Özellikle yumurta sayısını ve döllenmeyi doğrudan etkilediği savunulmaktadır. Ayrıca embriyonun anne rahmine tutunmasında stressiz bir yaşamın etkili olduğu düşünülmektedir. Stres yönetimi konusunda eğitim alan ve almayan kişilerin kıyaslandığı bir testte, kaygı eğilimi olan kişilerin tüp bebek tedavisinde, diğer gruba göre daha başarısız olduğu ortaya konmuştur. Bu konuda yakın zamanda A. Morgan’ın yaptığı açıklamalar dikkat çekicidir. Morgan, doğurganlık sorunu olan bazı kadınlar üzerinde stresi düşürmeye yönelik olarak yapılan tekniklerin olumlu sonuç verdiğini belirtmiştir.

novafertil

1 thought on “Stres ve Doğurganlık İlişkisi”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir